Kafa travmaları, kafatası kırıklarından beyin çevresindeki kanamalara kadar geniş bir yelpazeyi kapsar. Tanı ve tedavi yaklaşımı, yaralanmanın türüne ve hastanın nörolojik durumuna göre belirlenir.
Kafatası Kırığı
Kafatası kırıkları, kafa travmaları sonrasında oldukça sık görülen bir durumdur. Genellikle ciddi beyin yaralanması ile birlikte değildir. Kafatası kırığı olan her hastada kanama riski bulunduğundan yakın izlem gereklidir.
- Lineer kırıklar. Direkt grafiler ve/veya bilgisayarlı tomografi (BT) ile tespit edilir. Kanama riski açısından izlem gereklidir; basit kırıklarda herhangi bir tedavi gerekmez.
- Çökme kırıkları. Kafatası kemiğinin bir bölgesinin beyne doğru çöktüğü durumu ifade eder. Kafatası kalınlığından daha fazla çökmüş olan kemik parçaları cerrahi olarak kaldırılmalıdır. Tedavi, doğrudan altta yatan beyin yaralanmasına yöneliktir.
- Açık çökme kırıkları. Cilt bütünlüğünün bozulduğu çökme kırığını ifade eder. Açık yaradan sinir dokusu veya beyin omurilik sıvısı kaçağı olabilir. Bu durum aciliyet taşır; kemik parçalarının cerrahi olarak kaldırılıp beynin zarlarının tamir edilmesi gerekmektedir.
- Kafa tabanı kırıkları. Bu kırıklar çoğu kez direkt grafilerde görülmez. Tanı; burundan (rinore) veya kulaktan (otore) beyin omurilik sıvısı kaçağı gibi fiziksel bulgularla ve bilgisayarlı tomografi ile konulur. Kafa tabanında tamir gerekebilir.
Akut Subdural Hematom
Akut subdural hematom, genellikle beyin yüzeyindeki damarların gerilmesi ve yırtılması nedeniyle beynin yüzeyi ile beynin dış zarı olan dura arasında gelişen kan birikimidir.
Travmatik akut subdural hematomlar, tüm kafa yaralanmaları arasında en ölümcül olanlardandır. Travmatik beyin hasarı vakalarının %10–20’sinde görülmekte olup ölümcül yaralanmaların %30’unu oluşturmaktadır.
Tanı ve Tedavi
- En iyi teşhis yöntemi bilgisayarlı tomografidir.
- Çoğu hastanın hastane girişinde yapılan muayenesinde Glasgow Koma Skalası (GKS) skoru düşük saptanmaktadır.
- En geniş bölgesinde 1 cm veya daha büyük saptanan hematomlar acil cerrahi tedavi gerektirmektedir. Daha küçük boyutlu hematomlar yakın takip edilebilir. Tüm hastalara yoğun bakım ünitesinde izlem gereklidir.
- Cerrahi olarak kraniyotomi ile kanama boşaltıldıktan sonra, gerekli hâllerde kemik flep batına ya da bacağa konulabilmektedir.
Sonuçlar
- Beyin hasarı sonrası gerçekleşecek iyileşme hastadan hastaya büyük farklılık göstermektedir.
- Ölüm oranı %50 ilâ %90 arasında değişmektedir.
- Hastaların küçük bir kısmında beyin işlevleri tam veya kısmi olarak düzelmektedir.
- Kanama sonrası nöbet sıklıkla karşılaşılan bir durumdur.
- Hastaneye erken ulaşan hastalar, genç erişkinler, Glasgow Koma Skoru yüksek olanlar, beyin sapı refleksleri korunmuş hastalar ve ciddi beyin yaralanması bulunmayanların tedaviden fayda görme şansı daha yüksek bulunmuştur.
Kronik Subdural Hematom
Kronik subdural hematom, beyin ile dura arasında oluşan kronik nitelikli kanamalara verilen addır. Beyin atrofisi nedeniyle beyin ile zarları arasında yer alan köprü venler gergin bir hâl alır; travma ile bu damarlardan kanamalar oluşur.
Hastaların yarısından çoğu travmaya neden olan olayı hatırlamamaktadır. Bunun nedeni, kafaya alınan küçük bir çarpma gibi nispeten önemsiz travmaların bile bu yavaş kanamalara sebep olabilmesidir. Bulgular, travmayı takip eden haftalar veya aylar içerisinde ortaya çıkmaktadır. Kanama başlangıçta daha sert bir kıvamdayken zaman içerisinde sıvı bir hâl alır.
Diğer risk etkenleri arasında alkol kullanımı, nöbet, antikoagülan ve/veya antiagregan ilaç kullanımı yer almaktadır.
En sık görülen belirti baş ağrısıdır. Diğer belirtiler arasında uyuşukluk, hafıza problemleri, zihin bulanıklığı, halsizlik, bulantı, kusma, görme bozukluğu ve nöbet bulunmaktadır. Büyük hematomu olan hastalarda farklı derecelerde kuvvet kaybı ve bilinç değişikliği görülebilmektedir.
Tanı ve Tedavi
- Tanı için bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans görüntülemeden yararlanılmaktadır. Kronik subdural hematomların yoğunluğu değişkendir ve beyin yüzeyinin büyük bir kısmına yayılabilme özelliğine sahiptir.
- Belirtisi olan, nörolojik muayenesinde bulgu saptanan veya büyük kanaması bulunan hastalar cerrahi olarak tedavi edilmelidir.
- Cerrahi işlemde hastanın kafatasında bir veya iki burr-hole (delik) açılarak kanama boşaltılmakta ve dren yerleştirilmektedir.
Sonuçlar
- Hastaların %80–90’ında drenaj sonrasında beyin işlevlerinde önemli oranda iyileşme görülmektedir.
Epidural Hematom
Epidural hematom, kafatası ile dura arasında kanama olması durumudur. Genellikle kafatası kırığına eşlik eder; kırığın hasar verdiği damardan kanama ortaya çıkmaktadır.
Görülme sıklığı, subdural hematomların yaklaşık yarısı kadardır ve genellikle genç erişkinlerde ortaya çıkar. Erkeklerde kadınlara göre dört kat daha sık görülmekte; nadiren 2 yaşından önce veya 60 yaşından sonra saptanmaktadır.
Klasik belirtileri arasında baş ağrısı, kusma, bilinç kaybı, nöbet, nöral işlevlerde bozulma, kan basıncının yükselmesi ve solunum güçlüğü yer almaktadır.
Tanı ve Tedavi
- Tanı için klasik olarak bilgisayarlı tomografi kullanılmaktadır.
- Bir diğer teşhis yöntemi manyetik rezonans görüntülemedir. Ancak bilgisayarlı tomografi daha hızlı olduğundan travma hastalarını değerlendirmede daha yaygın başvurulan yöntemdir.
- Beyin üzerinde baskı oluşturmayan küçük boyutlu hematomlar takip edilebilir ve ameliyatsız olarak gerileyebilir.
- Hematomun en geniş noktasında 1 cm’den daha büyük olması hâlinde genellikle ameliyat gerekmektedir.
- Tedavide, cerrahi olarak kanamanın boşaltılmasıyla birlikte hematomun yeniden oluşmasını önlemek için kanamanın durdurulması gerekmektedir.
Sonuçlar
- Sonucun en önemli belirleyicileri arasında hastanın kabulü sırasındaki Glasgow Koma Skoru, pupil reaksiyonu, nörolojik muayene ve BT bulguları yer almaktadır.
- Nörolojik durumu iyi olan hastaların yaklaşık %90’ında cerrahi sonrasında olumlu sonuç alınmaktadır.
- Serebral kontüzyonlar gibi travma ile ilişkili intrakraniyal yaralanmalar sonucu olumsuz etkilemektedir.
- Erken tanı ve acil cerrahi müdahale, şiddetli epidural hematom hastalarında iyileşme şansını artırmaktadır.